DENİZDEN GELEN HAZİNE/ BAŞKALAŞMIŞ TAHTALAR

Sevan Daniyel, denizin getirdiği tahtalarla mucizeler yaratıyor.

S'VAN DESIGN ATÖLYE'DE WORKSHOP ZAMANI!

Sevan Daniyel, Galata'daki atölyesinde yeni yıl itibariyle eğitimlere başlıyor.

AHŞAPLARI TRAKYA VE ADA SAHİLLERİNDEN TOPLUYOR!

Designer Sevan Daniyel, çetin geçen kış aylarında dostlarıyla beraber Trakya ve Ada sahillerine gidip başkalaşmış tahtaları topluyor.

DENİZ TUTKUSU VE SANATI BİRLEŞTİRDİ!

Çocukluktan başlayan deniz tutkusu, denizin getirdiği ahşapları toplaması ve onlara şekil vermesiyle devam ediyor.

ATÖLYE'DEN SATIŞ YAPIYOR!

Designer Sevan Daniyel, Galata'daki atölyesinden satış yapıyor. Sosyal medya aracılığıyla sergilediği ürünlerini gören insanlar, atölyedeki ürünlere oldukça ilgili.

23 Aralık 2019 Pazartesi

Esin Kaynaklarım...






Merhaba,

Galata'daki küçük ama benim için çok değerli atölyemi görenler bilir, görmeyenleri ise hala bekliyorum. Bu küçük ama büyük hayaller kurduğum çalışma alanımda, kendimle baş başa kaldığım zamanlarım fazlasıyla oluyor. İşte bu çok değerli zamanlarda yaratımlar ve fikirler büyüyor. Beni motive eden duyguya atölyemde düşleyerek ulaşabiliyorum. 

Malzemelerim önümde dururken bana tek yeterli olan şey, sakinlik, düşlemek ve zaman... Çok değil bu bana üretmem için yetiyor bile. Görmek de önemli tabi. Görmek ve onu başlatmak... Arkası mutlaka geliyor.

Evet, bazı etkenleri de gözardı edemem; Örneğin komşum Eleni Sandviç'in beslenmem için hazırladıkları ekmek arası, diğer komşularımın arada kahveye uğramaları ve tabiki Galata'nın en güzel sokağında bir atölyemin olması mükemmel yaratımlarımın esin kaynakları...




8 Aralık 2019 Pazar

Dalgaların Kıyıya Attığı Odunlar Benim Yaşam Amacım Oldu...





Merhabalar,

Bu odun parçalarına merakım olduğu oldukça belli zaten ama aslında yaratılışımızla birlikte bize biçilen görev ve sorumluluklar gözlerimizin önünde yıllarca bizi izleyebiliyor. Bazen bir şey görürsünüz ve bununla ne yapmanız gerektiği hemen anlaşılır. Ama yıllarca o şeyin içinde durursunuz, göremeyebilirsiniz demek istiyorum. :) O inanılmaz dalgaların karaya attığı odun parçaları gözümün önündeydi ve onlara çok sık dokunup, onları amaçsızca, sırf hayranlıkla onların o dalgalarda suyun kuvvetiyle nasıl başkalaştıklarını inceliyordum.

Çünkü ağaçlardan kopan ve denizin haşin dalgalarıyla bilemediğiniz yıl veya zamanda boğuşup, çok enteresan şekillere bürünmeleri bana her zaman olağanüstü gelmiştir. Elime aldığım her dokunduğum odun parçası, bir süre sonra kafamda hikayeleşmeye başladı. Belki ilk zamanlar bunları topladığım ve bir kenarda biriktirmeye başladığım dönemlerde çevremdekiler buna anlam verememiş bile olabilir. Gerçi anlam verememeleri çok normal çünkü kendim de anlamsız ve amaçsız, hayranlıkla topluyordum onları.

Gelin görün ki, hayat çok enteresan... Denize olan tutku, biriktirilen odun parçaları ile onlara anlam biçen kişi biraraya gelince bakın neler çıkıyormuş gördük ve görüyoruz. Eskiye göre daha bilinçli ama hala amatör bir ruhla dokunuyorum ve şekil veriyorum odunlara.

İlk zamanlar onları bir yelkenli, bir tablo, bir abajur veya başka bir şeye dönüştürdüğümde hep kendime saklıyordum. Bir gün artmaya başladılar ve artık onlarla beraber bir atölyeye taşınmam gerektiğini düşünerek, Galata'daki daireye geçtim. Bu sefer orada devam ettim odunlarla uğraşmaya... Onları dönüştürerek insanların dikkatini çekmekti amacım. Bir süre sonra oraya da sığmamaya başladık. Bu sefer çevreme hediyeler vermeyi akıl ettim. Sevdiklerime hediye verdim ve tekrar üretmeye devam ettim. Yine zaman geçiyordu ve yine ben hediye ediyordum. Sonra artık hediye verdiğim canlar da bunları dönüşüme katkı olsun diye satın almaya başladılar.

Sonra... sonra...

Sonrası üretmeye devam, çünkü ilgi gören bir dönüşümün yer alması gereken çok mekan, duvar, yer ve insan yaşamı var. Ve sanırım vermem gereken mesaj yerine çoktan ulaştı bile...


Sevgi ve içtenlikle
Sevan Daniyel